Gurbet kelimesi, Türkçede yalnızca başka bir ülkede yaşamayı anlatmaz. İçinde özlemi, uzaklığı ve biraz da hüznü taşır. Yurt dışına iş, eğitim, evlilik ya da daha iyi bir hayat umuduyla giden pek çok kişi, bir noktada bu duyguyla karşılaşır. Bazen ilk aylarda, bazen de yıllar sonra, beklenmedik bir anda.
Yalnızlığın farklı yüzleri
Yalnızlık her zaman yanınızda kimse olmaması demek değildir. Bir partnerle, çocuklarla ya da iş arkadaşlarıyla çevrili olup yine de yalnız hissedebilirsiniz. Gurbette yalnızlık genellikle birkaç farklı biçimde görülür:
- Sosyal yalnızlık: Bir kahve içmeye çağırabileceğiniz, hasta olduğunuzda kapınızı çalacak birinin olmaması.
- Duygusal yalnızlık: Etrafınızda insanlar olsa da sizi gerçekten anlayan, derdinizi açabileceğiniz birini bulamamak.
- Kültürel yalnızlık: Esprilerinizin, alışkanlıklarınızın ya da değerlerinizin karşılık bulmaması, sürekli açıklama yapmak zorunda kalmak.
- Dil yalnızlığı: İçinizden geçenleri anadilinizde konuşabileceğiniz kimsenin olmaması.
Neden bu kadar ağır gelebilir?
Göç, aynı anda pek çok şeyi geride bırakmak demektir: aileyi, arkadaşları, tanıdık sokakları, sesleri, kokuları. Bunların her biri küçük bir kayıptır ve çoğu zaman yas tutulmadan geçiştirilir. "Ben bu kararı kendim verdim, şikâyet etmeye hakkım yok" düşüncesi, bu duyguların bastırılmasına yol açabilir.
Bir de dışarıdan beklenti vardır. Türkiye'deki aile ve arkadaşlar yurt dışındaki hayatı çoğu zaman olduğundan daha parlak görür. Telefonda "her şey yolunda" demek kolaylaşır, gerçek hisler anlatılmaz. Böylece hem burada hem orada biraz daha yalnız kalınır.
Kış aylarının kısa ve karanlık günleri, uzun çalışma saatleri, bürokrasi, dil engeli ya da iş güvencesizliği gibi etkenler de yalnızlığı derinleştirebilir. Bayramlarda, doğum günlerinde ya da Türkiye'de bir yakının hastalandığı dönemlerde uzaklık daha da belirgin hissedilir.
Yalnızlık herkeste aynı görünmez. Yeni gelen bir öğrenci için ilk kış, emekliliğe yaklaşan biri için çocukların evden ayrılması, eşinin ülkesine taşınmış biri için ise kendi dilini konuşabileceği tek kişinin eşi olması belirleyici olabilir. Uzun yıllardır yurt dışında yaşayan kişiler de, ebeveynleri yaşlandıkça ya da Türkiye ile bağları zayıfladıkça yalnızlığı yeni bir biçimde hissedebilir.
Olağan bir uyum süreci mi, daha fazlası mı?
Yeni bir ülkeye uyum sağlarken zaman zaman yalnız, hüzünlü ya da yabancı hissetmek beklenen bir durumdur. Bu duygular genellikle iniş çıkışlarla gelir ve hayat düzene girdikçe hafifler. Ama bazen yalnızlık kalıcı hale gelir ve gündelik hayatı belirgin biçimde etkilemeye başlar. Aşağıdakilerden bazılarını uzun süredir yaşıyorsanız, destek almayı düşünmek iyi gelebilir:
- Haftalar boyunca süren bir isteksizlik, keyif alamama ya da sürekli bir boşluk hissi
- Uykunuzun ya da iştahınızın belirgin biçimde değişmesi
- İnsanlardan giderek daha çok uzaklaşmak, davetlere gitmemek, telefonları açmamak
- Gününüzün büyük kısmını sosyal medyada ya da ekran başında geçirip sonrasında daha kötü hissetmek
- Yalnızlığı unutmak için alkol ya da başka maddelere daha sık başvurmak
- "Buraya hiç gelmemeliydim" ya da "hiçbir yere ait değilim" düşüncelerinin sürekli aklınızda olması
- İşinizi, ilişkilerinizi ya da kendinize bakmayı sürdürmekte zorlanmak
Bu liste bir tanı aracı değildir. Ama kendinizi uzun süredir böyle hissediyorsanız, bunu tek başınıza taşımak zorunda olmadığınızı hatırlatmak isterim.
Kendiniz için yapabileceğiniz küçük adımlar
Yalnızlık bir anda geçmez, ama küçük adımlar zamanla fark yaratabilir:
- Haftada bir kez de olsa düzenli bir sosyal bağ kurun: bir kurs, gönüllü bir iş, bir spor grubu ya da bir kitap kulübü.
- Türkiye'deki yakınlarınızla konuşurken her şeyin yolunda olduğunu söyleme baskısını biraz bırakın. Güvendiğiniz birine gerçekten nasıl olduğunuzu anlatın.
- Hem yaşadığınız ülkenin dilinde hem Türkçe konuşabileceğiniz ortamlar arayın; ikisi de farklı biçimlerde iyi gelebilir.
- Gün ışığından yararlanmaya, hareket etmeye ve uyku düzeninizi korumaya çalışın.
- Özlediğiniz şeyleri küçük ritüellere dönüştürün: bir pazar kahvaltısı, sevdiğiniz bir müzik, bir telefon saati.
Bu adımların hiçbiri yalnızlığı bir anda ortadan kaldırmaz, kaldırması da beklenmez. Bazı günler hepsini yapsanız da yine yalnız hissedebilirsiniz. Bu, yanlış bir şey yaptığınız anlamına gelmez. Kendinize karşı biraz daha sabırlı olmak, en az bu adımlar kadar önemlidir.
Terapi nasıl yardımcı olabilir?
Terapide yalnızlığın arkasında neler olduğunu birlikte anlamaya çalışırız. Bazen geride bırakılan şeyler için tutulmamış bir yas, bazen eski ilişki örüntüleri, bazen de yeni bir ortamda kendini göstermeyi zorlaştıran kaygılar öne çıkar. Psikodinamik (psikanalitik yönelimli) yaklaşım bu daha derin katmanlara bakmaya, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ise geri çekilme döngüsünü fark edip küçük, uygulanabilir adımlar planlamaya yardımcı olabilir.
Görüşmeler online ya da yüz yüze, Türkçe ya da İngilizce yapılabilir. Yurt dışında yaşayanlar için online görüşmeler, saat farkı da göz önünde bulundurularak akşam saatlerine planlanabilir.
Acil bir durum varsa
Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız, lütfen beklemeyin. Bulunduğunuz ülkenin acil numarasını arayın: Avrupa Birliği ülkelerinde 112, İngiltere'de 999. En yakın acil servise de başvurabilirsiniz. Online terapi, yaşadığınız yerdeki acil yardımın yerini tutmaz.
Gurbette yaşadığınız yalnızlık üzerine konuşmak isterseniz, iletişim sayfasından ya da e-posta ile bana yazabilirsiniz. Bulunduğunuz şehri ve size uygun saatleri belirtmeniz planlamayı kolaylaştırır.
